Tüm Alışverişlerinizde Kargo Bedava.
Sepetiniz Boş
Görünüşe göre henüz seçim yapmamışsınAlışverişe Başla
ürün bulundu.
Altın ve Dolara yön veren güncel finans haberlerini kaçırma...
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst&Young), Küresel Finansal Kontrolörün DNA'sı Raporu 2024'ü yayımladı. 28 ülkede 1.000'den fazla finansal kontrolör ve 280 üst düzey finans liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, finansal kontrolörlerin, önümüzdeki beş yıl içinde rollerinde radikal bir değişime hazırlandığını, veri ve teknolojiyi kucaklayabilenler için büyük fırsatlar sunduğunu ortaya koyuyor. Ancak, katılımcıların birçoğu bu değişimin neleri içerdiği konusunda emin değil ve birçoğu da bu değişimi yönetmek için ihtiyaç duydukları desteği alamadığını ifade ediyor.
Ayrıca rapor, her 10 finansal kontrolörden neredeyse 9'unun (%86) 2030 yılına kadar rollerinin önemli ölçüde değişmesini beklediğini ve %39'unun değer yaratmaya daha fazla odaklanacağını öngördüğünü belirtiyor.
Araştırmaya katılan finansal kontrolörlerin dörtte birinden fazlası (%26), on yılın sonunda rollerinin tamamen farklı ve hatta belki de "bilinmeyen" yetenekler gerektireceğini düşünüyor. Sadece %14'ü gelecekteki rollerinin bugünküne benzer olacağını söylüyor.
Araştırma, pek çok finansal kontrolörün yakın gelecekte yaşanacak değişiklikler için kendilerini iyi hazırladığını ortaya koyuyor. Hazırlıklarını yapan liderler, Yapay zekanın (AI) gelişmesi konusunda çoğu finans liderinin önündeler ve %67'si bu teknolojiyi günlük işlerinde kullanıyor. Buna ek olarak, finansal kontrolörlerin %88'i stratejik öngörüler sağlamak için yapay zekayı kullanıyor.
Ancak birçoğu, değer yaratmak için ihtiyaç duydukları desteği alamıyor. Her 10 kişiden biri (%10) gerekli personele sahip olmadığını söylerken, beşte biri (%20) gerekli bütçeden yoksun olduklarını belirtiyor.
Finansal kontrolörün rolünün değişim içinde olduğu açıkça kabul edilmesine ve veri içgörüleri ile yapay zekanın benimsenmesine rağmen, araştırma aynı zamanda gelişen teknolojinin gücünden tam olarak yararlanmak için daha fazla desteğe ihtiyaç duyulabileceğini de gösteriyor. Katılanların sadece %21'i teknolojiyi kullanma fırsatlarını araştırmayı değer yaratmanın en önemli üç yolundan biri olarak sıralarken, %73'ü teknolojiyi şirketin büyümesi için kullandığını belirtiyor.
Birçok finansal kontrolör değer yaratmayı rollerinin gelecekteki odak noktası olarak görse de, şimdilik büyük bir kısmı büyüme fırsatlarını araştırmak yerine maliyet tasarrufu stratejileri (%46) gibi değer optimizasyonuna odaklanmaya devam ediyor.
Ancak araştırma, "kendine güvenen kontrolörler" olarak bilinen ve halihazırda teknoloji yoluyla değer yaratan bir grup finansal kontrolör (genel örneklemin %25'i) olduğunu ortaya koyuyor. Bu grubun yaklaşık beşte ikisi (%37), ankete katılan diğer kontrolörlerin %25'ine kıyasla inovasyon konusunda liderlik ediyor.
Kendine güvenen kontrolörlerin sadece üçte biri CFO olmak istiyor
Rapor ayrıca, sektör genelindeki nitelikli profesyonel eksikliğini yansıtacak şekilde, önümüzdeki yıllarda mesleğin zirvesinde potansiyel bir yetenek sıkıntısına işaret ediyor ve kendine güvenen kontrolörlerin sadece üçte biri (%32) finans yöneticisi (CFO) olmak istediğini söylüyor.
CFO rolünü hedefleyenler, bazı iş alanlarının önemi konusunda, görevlerinde kalmak isteyen kontrolörlere göre daha az ikna olmuş durumdalar. Örneğin, CFO olmak isteyenlerin sadece %51'ine kıyasla, görevlerinde kalmak isteyen kontrolörlerin %73'ü inovasyonun önemli olduğunu söylüyor.
EY Türkiye Finansal Muhasebe ve Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Ozan Özarıkça raporla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Finansal kontrolörün rolü önemli bir değişimin eşiğinde ve bunun nasıl sonuçlanacağı tam olarak belli olmasa da artık aynı anda birden fazla sorumluluğu yerine getirmeleri gerektiği açıktır. Kısa vadeli performans ile uzun vadeli değer sağlamak arasında bir denge kurmaları gerekiyor ve sorumlulukları artık bilançonun çok ötesine uzanıyor. Ayrıca başarılı bir dönüşümün ilk adımı, değişim ihtiyacının kabul edilmesidir. Bunun çoğu finans fonksiyonunda mevcut olduğu açık olsa da finansal kontrolörlerin değer yaratma potansiyellerini ortaya çıkarmak ve liderleriyle birlikte sektörü geliştirmek için gereken teknolojik becerileri ve bilgileri geliştirmede aktif olarak liderlik etmeleri gerekir. İnovasyon, özellikle de teknoloji ve veri kullanımı söz konusu olduğunda 'kendine güvenen kontrolörler' ile meslektaşları arasındaki fark çok açık. Bu liderler, daha az tecrübeli kontrolörlerin beceri ve odaklanma açısından üzerinde çalışabilecekleri ideal bir model sunuyor ve doğru destek ve yaklaşımla, finansal kontrolör rolünün gerçek değer yaratma ve inovasyon için nasıl bir güç olabileceğini gösterebiliyorlar."
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
HONOR Magic V3, aldığı altı prestijli medya ödülüyle teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Önde gelen yayınlardan gelen bu ödüller, cihazın yenilikçi tasarımını ve üstün teknolojisini takdir ederken, HONOR'un inovasyona olan bağlılığını ve sektördeki vizyoner duruşunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Hem teknoloji tutkunlarından hem de sektör otoritelerinden tam not alan HONOR Magic V3, kullanıcı beklentilerini aşan özellikleriyle fark yaratıyor.
Katlanabilir Teknolojide Yeni Bir Dönem
HONOR Magic V3, yalnızca 9.2 mm'lik katlanmış kalınlığı ve 226 gramlık hafifliğiyle dünyanın en ince katlanabilir telefonu olarak sektöre öncülük ediyor. Ancak cihaz, yalnızca taşınabilirliğiyle değil, sunduğu yenilikçi özelliklerle de dikkatleri üzerine çekiyor:
" Android Authority, HONOR Magic V3'ü "IFA'nın En İyisi" ödülüne layık görerek cihazı, "O kadar ince bir tasarım ki, katlanabilir bir telefon kullandığınızı bile hissetmiyorsunuz" sözleriyle övdü.
" GadgetMatch, cihazı "katlandığında standart bir telefon, açıldığında ise mobil çoklu görev makinesi" olarak tanımlayarak "IFA'nın En İyisi" ödülüne layık gördü.
" Tom's Guide, Magic V3'ü "Dünyanın en ince katlanabilir telefonu olmasının yanı sıra, hafif yapısı ve geniş ekranıyla üretkenlik için ideal bir cihaz" olarak tanımladı ve "Tavsiye Edilen Ürün" ödülünü verdi.
Bu prestijli ödüller, HONOR Magic V3'ün yalnızca bir telefon değil, kullanıcı deneyiminde devrim yaratan bir teknoloji ürünü olduğunu kanıtlıyor.
Ödüllerin Arkasındaki Güç
HONOR Magic V3, incelik ve hafifliğin yanı sıra çok yönlü bir kullanıcı deneyimi sunuyor. TechRadar, cihazı hızlı performansı, etkileyici ekranları ve yenilikçi tasarımıyla öne çıkararak 4 Yıldızlı Ürün olarak değerlendirdi. Trusted Reviews, "Magic V3'ün donanımı, açıkça rakiplerinden bir adım önde. 9.2 mm katlandığında, 4.4 mm açıldığında incelik sunarken, 226 gramlık ağırlığı ile hafifliği de koruyor" diyerek V3'ü "En İyi Kitap Tarzı Katlanabilir Telefon" ödülüne layık gördü.
Bu özellikler, HONOR'un sektördeki liderliğini ve kullanıcılarına sunduğu üstün değeri bir kez daha ortaya koyuyor.
HONOR CEO'su George Zhao; "Magic V3, yalnızca bir cihaz değil; bir vizyonun ürünü. Katlanabilir teknolojinin sınırlarını yeniden tanımlarken, kullanıcılarımıza günlük hayatlarında daha fazla kolaylık, üretkenlik ve keyif sunuyoruz. Bu ödüller, başarımızın ve inovasyon odaklı yaklaşımımızın bir yansımasıdır" dedi
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
Arzum OKKA, Türk kahvesinin İstanbul’da ilk kavrulduğu Beta Yeni Han’da düzenlenen 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü etkinliklerinde, ikramlarıyla lezzet dönüşümünü yaşattı.
Arzum OKKA, UNESCO’nun Türk kahvesini, Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne dahil edişi ve 5 Aralık’ın "Dünya Türk Kahvesi Günü" olarak kutlanması özelinde düzenlenen etkinliklerde yer alarak Türk kahvesini desteklemeye devam ediyor. Arzum OKKA, bu özel günün 11. yılında Beta Yeni Han’da düzenlenen etkinliklere kurduğu özel standı ile kahveseverleri OKKA’lı Türk kahvesi lezzetleri ile buluşturdu. Arzum OKKA, dünyada bir ilk olarak Türk kahvesini doğrudan fincana servis eden OKKA Türk Kahvesi Makinesi ve özel karıştırıcılı cezveye sahip OKKA Rich Spin Pro Kahve & Sıcak İçecek Hazırlama Makinesiyle Türk kahvesi ikramında bulundu. Türk kahvesinin tarihine, Türk kahvesine ait hikayeler eşliğinde değinilen etkinlikte; Arzum OKKA’nın yeni ürünü ve ikramları kahveseverlerden tam not alırken, Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, bu özel günde katılımcılara “Türk Kahvemizin Teknoloji ile Buluşması Neden Önemli?” konulu bir konuşma da gerçekleştirdi.
“Dünya Türk Kahvesi Günü hepimizin sahiplenmesi gereken ulusal bir hazine”
Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, “Türk kahvesinin kültürel değerinin ulusal ve uluslararası bilinirliğine katkıda bulunmak isteyen gönüllülerin bir araya gelmesiyle 2008 yılında kurulan Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği (TKKAD) ile birlikte Türk kahvesini 2013 yılı sonunda UNESCO’ya götürdük. UNESCO, 5 Aralık 2013’te Türk kahvesini, ‘Türkiye’nin somut olmayan kültürel bir değeri’ olarak tescilledi. Böylelikle ‘Bu kahvenin ince çekilmesi ve pişiriliş şekli Türkiye’ye aittir’ ifadesi tüm dünya genelinde kabul edilmiş oldu. Derneğimizin de katkılarıyla birlikte bu yıl Türk kahvesi ve onun değişmez geleneğinin, UNESCO tarafından tescilinin yıl dönümü olan 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü’nün 11. yılını kutluyoruz. Arzum OKKA olarak bu önemli günün hepimizin sahiplenmesi gereken ulusal bir hazine olduğunun farkındayız. Bu sebeple geçmiş yıllarda olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da bu hazinenin yaşatılması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Yurt dışında hangi restoran ya da kafeye giderseniz gidin mutlaka bir Türk kahvesi isteyin”
Türk kahvesi ve kültürünü dünyaya tanıtımını marka olarak misyon edindiklerini kaydeden Kolbaşı, “Bu kültür ve 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü altında yatan başarı, sadece bir kurum ya da bir kişinin eseri değil. 500 yıllık yaşanmışlıkla gelişen, hayatın, en önemli kararlarının merkezinde kendine yer edinen bu kültür hepimizin. Bu kültürü, başarıyı ve özellikle bu özel günü herkesin sahiplenmesi gerekiyor. Kültürümüzün tanıtımı için herkesin yurt içinde ya da yurt dışına kahvemizi temsil etmesi son derece önemli. İstiyorum ki tüm dünya, Türk kahvesinden haberdar olsun. Kahvesini içerken de benim yaşadığım hazzı, keyfi yaşasın. Bunun için de katıldığım her konferans ya da panelde, yurt dışında hangi restoran ya da kafeye giderseniz gidin mutlaka bir Türk kahvesi isteyin diyorum. Bugün menüde o kahve olmayabilir ancak o menüye girmesini bu bilinçle sağlayabiliriz. Yine aynı şekilde ülkemizde kafe, restoran ya da otel sektöründe hizmet veren firmalar, misafirlerine Türk kahvesi ikram etsinler. Yabancı turistleri kültürümüzle kahvemizle tanıştırsınlar” dedi.
“Global arenada da çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz”
Arzum Genel Müdürü ve İcra Kurulu Başkanı Evren Albaş, “Kültürümüz kahve ile 16. yüzyılda Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın kahveyi İstanbul’a getirmesi ile tanıştı. Daha sonra Osmanlı’nın Avrupa ile gerek ticari gerekse askeri temasları ile kahve Avrupa’ya yayıldı. TÜİK verileri bize Türkiye’de genel kahve tüketiminin 2012’den bu yana dört katına çıktığını gösteriyor. Türkiye dünyada en çok kahve tüketen 22. ülke olarak yer alırken, ülkemizde kişi başı 1,5 kilo kahve tüketiliyor ve bahsettiğimiz bu miktarın %80’ini de Türk kahvesi oluşturuyor. 2024 yılı sonunda 236 milyar dolara ulaşması beklenen dünya pazarı geneline baktığımızda ise içilen her 200 kahvenin yalnızca 1 tanesinin Türk kahvesi olduğunu görüyoruz. Kısacası global arenada Türk kahvesinin yayılımını artırmak için daha çok yolumuz var. Türkiye’de ve dünyada bu oranların artmasını ve Türk kahvesinin herkes tarafından bilinmesini sağlamak amacıyla yenilikçi ürünlerimizle çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Bu uzun yolda; Arzum OKKA olarak sahiplendiğimiz Türk kahvesi kültürü için bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında birçok önemli ve ses getirecek projeye imza attık. OKKA’nın 10. yılında Türk kahvesi tanıtımı için attığımız adımlar Ürdün’den Almanya’ya, İngiltere’den Amerika’ya kadar birçok ülkeye ulaştı” açıklamalarında bulundu.
Ürünlere eklenen her yeni teknoloji Türk kahvesi kültürün tanıtımına hizmet ediyor
Albaş, “Dünyanın birçok ülke ve şehrinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalar bizim için her ne kadar değerli olsa da Türk kahvesinin İstanbul’da ilk kavrulduğu yer olan Beta Yeni Han’da düzenlenen 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü etkinliklerinin bizim için ayrı bir yeri ve değeri var. Kültürümüzün doğduğu ve yayılmaya başladığı böylesi değerli bir mekânda Arzum OKKA olarak yer almak, kahvenin yaşanmışlığı ve altında yatan kültürel hazinenin paylaşılması adına son derece önemli bir fırsat. Kahveye dair her şeyin en ince detayına kadar ele alındığı etkinlikle ürünlerimizi sergilerken, deneyim ve lezzeti de bir araya getiriyoruz. Hazırladığımız ikramlarla Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere kahvemizin pişirilişini, ikramını ve altında yatan kültürü yaşatıyoruz. Aynı şekilde ürünlerimizle; kahveseverlerin Türk kahvesini en doğru, pratik ve lezzetli şekilde pişirmesi, istedikleri her an başta Türk kahvesi olmak üzere tüm kahvelere ulaşmaları için harcadığımız eforu, yatırımlarımızı, ürünlerin altında yatan Ar-Ge ve inovasyonu sergiliyoruz. Ürünlerimizle kahvedeki lezzet ve yenilikçi dönüşümü ilk elden anlatıyoruz. OKKA ürünümüzle Türk kahvesini fincana doğrudan servis edebiliyoruz. Bunun yanında Arzum OKKA Rich Spin Pro ürünümüzün karıştırıcısı sayesinde tam kıvamında bir Türk kahvesinin yanında menengiç, sütlü Türk kahvesi gibi sıcak, matcha latte ya da dondurmalı salep gibi soğuk sayısız içecek yapabilme lüksünü kullanıcılarımıza sunuyoruz. OKKA ailesine kazandırdığımız her ürün, ürünlerimize eklediğimiz her yeni teknolojiyle Türk kahvesi kültürüne ve bu kültürün tanıtımına, yaşatılmasına hizmet ettiğimizin altını çiziyoruz” şeklinde konuştu.
Arzum Elektrikli Ev Aletleri Hakkında:
Türkiye’nin önde gelen elektrikli ev aletleri markası Arzum, 58 yıllık sektör birikimiyle ve inovasyon tutkusuyla tasarladığı ürünleriyle, güvenilir ve yenilikçi bir marka. Türkiye ve dünyada, gıda hazırlama, pişirme ve kızartma, sıcak içecek hazırlama, temizlik, kişisel bakım, ütü olmak üzere 6 farklı ürün kategorisinde 250’den fazla ürünüyle milyonlarca kişiye satış gerçekleştiriyor. Türkiye’de ilklere imza atarak küçük ev aletleri sektörüne yön veren Arzum, tasarım ve inovasyonu vazgeçilmezi olarak görüyor. Bu vizyon ile, ulusal ve uluslararası birçok yarışmada prestijli ödüllerin sahibi olan Arzum aynı zamanda Arzum OKKA markasıyla Türk kahvesi kültürünün dünyaya yayılımını da misyon edindi. Doğrudan fincana servis, közde pişirilme ve kendi kendini yıkayabilme özellikleriyle dünyanın her yerinde ideal lezzetler sunan Arzum OKKA'lar, Türk kahvesinin globalleşme serüvenine makineli çözüm oldu. 2020’nin son aylarında gerçekleşen ve rekor talep gören halka arz ile gücüne güç katan Arzum, dünya markası olma hedefiyle yeni başarılara imza atma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Detaylı bilgi için: https://www.arzum.com.tr/
www.instagram.com/arzumkucukevaletleri/
www.facebook.com/arzumevaletleri/
www.twitter.com/ArzumEvAletleri/
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
iyzico, yeni nesil mobil uygulamasıyla alışveriş dünyasında yepyeni bir deneyim sunuyor. Trend ürünleri keşfetmekten ödeme aşamasına kadar her adımda kolaylık ve kazanç sağlayan iyzico, alışverişi hiç olmadığı kadar pratik, güvenli ve keyifli hale getiriyor. Bu ayrıcalıkları “Şimdi Olay iyzico” iletişim kampanyası ve Vogue Türkiye iş birliğiyle güçlendiren iyzico, uçtan uca bir deneyimle kullanıcılarının hayatına değer katıyor.
Kullanıcıların yaşam tarzı ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yenilikçi çözümler sunmaya odaklandıklarını belirten iyzico Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven; “Dijitalleşen dünyada hız ve kolaylık, alışveriş deneyiminin vazgeçilmez unsurları haline geldi. Biz de iyzico olarak, kullanıcılarımıza baştan sona özenle tasarlanmış ve değer yaratan bir alışveriş dünyası sunmayı hedefliyoruz. Trend ürünleri keşfetme, güvenli ödeme ve avantajlı kampanyalardan yararlanma imkanlarıyla, alışverişi kullanıcılarımız için çok daha hızlı, keyifli ve ayrıcalıklı bir hale getiriyoruz. Sunduğumuz bu özellikleri ‘Şimdi Olay iyzico’ iletişim kampanyamızla daha geniş bir kitleyle buluşturmayı hedefliyoruz. Vogue Türkiye iş birliğimizle ise moda trendlerine avantajlı bir şekilde erişim fırsatı sunuyor, bu konudaki iddiamızı ortaya koyuyoruz. Alışverişin her anında kullanıcılarımızın yanında olmaya ve dijital alışveriş deneyimini zenginleştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Şimdi Olay iyzico ile Trendleri Keşfet, Alışverişte Kazan
Kullanıcılarına uçtan uca bir alışveriş deneyimi sunan ve bir ödeme platformundan daha fazlası olan iyzico mobil uygulamasında kişiye özel ayrıcalıklardan yararlanmak mümkün. iyzico sunduğu bu avantajları “Şimdi Olay iyzico” iletişim kampanyası ile daha da ileri taşıyor. Giyim ve aksesuar, kozmetik ve kişisel bakım, spor ve outdoor, yiyecek-içecek, ev ve yaşam gibi popüler kategorilerde, yalnızca iyzico mobil uygulamasına özel indirimler ve 12.000 TL’ye varan kazanç fırsatları ile alışveriş deneyimini bir üst seviyeye çıkarıyor. İki haftada bir yenilenen kampanyalar sayesinde, kullanıcılar her alışverişte yeni fırsatlarla buluşuyor. Kampanya 31 Aralık 2024 tarihine dek geçerli olacak.
Aynı zamanda moda dünyasının öncü dergisi Vogue Türkiye ile yapılan iş birliği sayesinde iyzico kullanıcıları, her ay en güncel trendleri keşfetme ve özel ayrıcalıklarla bu trend ürünlere sahip olma imkanı yakalıyor. iyzico mobil uygulaması, modayı ve teknolojiyi buluşturarak kullanıcılarına hem stil hem de kazançlı alışveriş fırsatı sunuyor.
Popüler jingle’ı “Şimdi Kolay, iyzico” ile tanınan marka, bu kez “Şimdi Olay iyzico” diyerek kullanıcılarını alışverişin en trend ve kazandıran dünyasına davet ediyor. iyzico mobil uygulamasını indirerek, bu ayrıcalıklarla dolu dünyaya adım atmak mümkün.
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
AVİTA Çalışan Destek Programı tarafından gerçekleştirilen “Çalışma Hayatı Analizi ve İyi Oluş Gereksinimleri” araştırması, çalışanların sosyal medya kullanım alışkanlıklarına dair çarpıcı veriler sunuyor. Araştırmaya göre, çalışanların %61’i mesai saatleri içinde sosyal medyada vakit geçiriyor.
Sosyal medya, modern iş yaşamının görünmez gücü olarak karşımıza çıkıyor. Çalışanlar, yoğun iş temposunun içinde dijital dünyada bir kaçış alanı yaratıyor. AVİTA’nın gerçekleştirdiği son pazar araştırması, Türkiye’de çalışanların mesai saatlerinde sosyal medyada günlük ortalama 26 dakika harcadığını ortaya koyuyor. Bu süre, üretkenlik açısından göz ardı edilemeyecek bir etki yaratıyor.
Dünya geneli ile kıyaslandığında, Global Workplace Digital Habits Report 2024 verilerine göre bu süre 24 dakika olarak ölçülmüş durumda. Türkiye ve dünya arasında bu kadar yakın bir fark, sosyal medya kullanım alışkanlıklarının kültürel sınırları aştığını ve global bir fenomen haline geldiğini gösteriyor. Çalışanların bu alışkanlıkları, iş yerindeki odaklanma seviyeleri ve şirket verimliliği üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Mesai Saatlerinde Dijital Kaçış
Araştırma sonuçlarına göre, çalışanlar günde ortalama 3 saat (177 dakika) iş dışı faaliyetlere vakit ayırırken, bu sürenin %61’i (yaklaşık 108 dakika) sosyal medyada harcanıyor. Bu da, iş yerlerinde geçirilen zamanın önemli bir kısmının dijital platformlarda geçtiğini gösteriyor. Sosyal medya, sadece bir zaman kaybı olarak görülmüyor; aynı zamanda çalışanların iş stresinden kaçma, kısa molalarla motivasyonlarını yeniden kazandıkları bir alan haline geliyor. Ancak bu alışkanlık, çalışanların odaklanma becerilerini ve verimliliklerini olumsuz etkileyebilir. Sosyal medya kullanımının bu denli yaygın olduğu bir ortamda, şirketlerin dijital alışkanlıklarla verimlilik arasındaki dengeyi nasıl sağlayacakları, sürdürülebilir başarıları için önemli bir adımdır.
Dijital Dünyada Hangi Platform Öne Çıkıyor?
Türkiye'deki sosyal medya kullanım verileri incelendiğinde, Instagram, günlük 123 dakika ile en çok tercih edilen platform olarak öne çıkıyor. YouTube ise Türkiye’de 45 dakika kullanım süresiyle ikinci sırada yer alıyor. Facebook, 30 dakikalık kullanım süresiyle dikkat çekerken, diğer platformlara göre daha geride kalıyor. Kadınlar, Türkiye’de özellikle Instagram’da daha fazla zaman geçirirken, erkeklerin platform tercihleri globalde Facebook üzerinde yoğunlaşıyor. Z kuşağı ise YouTube, Pinterest ve LinkedIn gibi platformlarda vakit harcamayı tercih ediyor, bu da genç kullanıcıların dijital dünyada aktif olma eğilimlerini yansıtıyor.
Sosyal Medya Kullanımının Getirdiği Verimlilik Kaybı
Sosyal medya kullanımının iş verimliliği üzerindeki etkileri, şirketler için önemli bir zorluk haline gelmiş durumda. Sosyal medyada kaybolan bu süreler, şirketlerin iş dışı aktiviteler ile mesai arasındaki dengenin yeniden kurulması gerektiğini işaret ediyor. AVİTA Pazarlama Direktörü Hikmet Nakilcioğlu; “Sosyal medya, çalışanların odaklanma ve yaratıcı düşünme becerilerini olumsuz etkileyebilir. Şirketler, sosyal medya kullanımını sınırlamak yerine, bu platformları çalışan motivasyonunu artıran ve verimliliği destekleyen araçlar olarak nasıl entegre edebileceklerini keşfetmelidir. Esnek çalışma modelleri ve psikolojik destek gibi stratejiler, çalışanların iş ve özel yaşam dengesini kurmalarına destek olur, bu da yalnızca iş başarısını değil, çalışan bağlılığını da artırır. Sosyal medya kullanımının denetimi ile çalışanların ihtiyaç duyduğu motivasyonun nasıl dengeleneceği konusunda şirketlerin yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Bu bağlamda, esnek çalışma saatleri, çalışanların odaklanmasını destekleyecek dijital araçlar ve sosyal medya kullanımına yönelik eğitimler, şirketlerin gelecekteki başarıları için kritik öneme sahip olacak.” dedi.
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
Entegre sağlık hizmetleri alanında dünyanın lider şirketlerinden biri olan Bupa Grubu'nun her yıl düzenlediği ve tüm Bupa şirketlerinin katılım gösterdiği 2024 yılı Pazarlama ve İletişim Ödülleri'nin sahibi bu yıl Bupa Türkiye oldu.
Alanında kararlı ve tutarlı stratejik adımlarla büyüme yolculuğuna devam eden Bupa Türkiye, 10 farklı kategoride birbirinden değerli projelerin yarıştığı 2024 Yılı Pazarlama ve İletişim Ödülleri'nde "En İyi Çalışan Bağlılığı" kategorisinde ödül alarak çalışan bağlılığını ve iş yerinde mutluluğu en üst seviyeye çıkaran şirketler arasında ilk sırada yer aldı.
Sağlık hizmetlerinde devrim niteliği taşıyan Blua'yı daha derinlemesine anlamak ve deneyimlemek amacıyla, şirket içindeki çalışanlarına yönelik Blua Day Lansman etkinliği düzenleyen Bupa Türkiye, çalışan mutluluğunu ön planda tutarak hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını odağına alarak projeler geliştirdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu yaklaşım, Bupa Türkiye'nin "Mutlu Çalışan = Mutlu Şirket = Başarı" denklemlerine nasıl hayat verdiğini ve şirket kültürüne nasıl yansıdığını da gösteriyor
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
Otomotiv sektörünün en büyük veri ve ikinci el fiyatlandırma şirketi Cardata’nın Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, gerek sıfır kilometre araç pazarında gerekse ikinci el otomobil pazarında 2024 yılı sonunda güçlü bir kapanış beklediklerini söyledi. Sıfır kilometre araç pazarında kasım ayı itibarıyla yılın toplam satışları 1 milyon 68 bin 260 adede ulaştığını vurgulayan Hüsamettin Yalçın, “Aralık ayında bu rakamın 160 bin - 180 bin adetlik bir satışla 1 milyon 200 bin adet üstü seviyelerine yükselmesi bekleniyor. Bu durumda, sıfır araç pazarının geçen yılki 1 milyon 232 bin 635 adetlik rekoru bile geride bırakması oldukça olası görünüyor. Ertelenmiş talep, yeni model lansmanları, filo alımlarındaki kısmi artış ve yıl sonu satış kampanyalarının etkisiyle bu başarıya ulaşılması muhtemel. İkinci el otomobil pazarında ise yaz aylarından itibaren başlayan büyüme trendi yılın son ayına kadar devam ediyor. Özellikle sıfır araç fiyatlarındaki artış, ikinci ele olan talebi artırdı ve bu eğilimin aralık ayında da devam etmesiyle toplam satışın 7 milyon adedi aşarak yeni bir rekor kırması bekleniyor. Kredi musluklarının kapalı olduğu, enflasyonun yüksek seyrettiği ve alım gücünün istenilen seviyede olmadığı bir yılda bu sonuçlara ulaşılması, otomotiv sektörünün dinamiklerinin ve adaptasyon kabiliyetinin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Bu dinamikler, Türkiye otomotiv sektörünün yıl boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen talep ve satış açısından büyüme trendini sürdürdüğünü ve yeni rekorlara hazırlandığını ortaya koyuyor. Bundan sonraki yıllarda da sıfır kilometre araç pazarının 1 milyon adetten, ikinci el pazarının ise 7 milyon adetten aşağı düşmesini beklemiyoruz” dedi.
Güncel veriler ışığında pazarı değerlendiren, otomotiv sektörünün en büyük veri ve ikinci el fiyatlandırma şirketi Cardata, 2024 yılı sıfır kilometre ve ikici el pazarıyla ilgili değerlendirme yaptı. Kasım ayında pazarın yüzde 5,3 artışla 121 bin 94 adede ulaştığını ifade eden Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, 11 aylık süreçte ise toplam satışın 1 milyon 68 bin 260 adet seviyesine yükseldiğini belirtti.
Ertelenmiş talep ve yeni model lansmanlarının cazibesinin, tüketici ilgisini canlı tutmaya devam ettiğini belirten Hüsamettin Yalçın, “Paralarını enflasyon karşısında korumak isteyen ancak ev veya gayrimenkul alamayan tüketicilerin sıfır araçlara yönelmesiyle birlikte, markaların yıl sonu satış ve kredi-faiz kampanyaları satışları destekleyecek önemli bir etken olmayı sürdürüyor. Ayrıca özellikle yıl sonu hedeflerini yakalamak isteyen filo sektörünün de alımlarını kısmen de olsa artırması, pazarın toplam hacmine ciddi bir katkı sağlayacaktır ve aralık ayı satışlarını daha da yukarı taşıyabilir. Aralık ayında satışların 160 bin - 180 bin adet seviyelerine ulaşması oldukça muhtemel görünüyor. Bu durumda, 2024 yılı toplam satışlarının yaklaşık 1 milyon 240 bin adedi bulması ve geçen yılki 1 milyon 232 bin 635 adetlik rekorun geride bırakılması şaşırtıcı olmayacaktır. Tüm bu dinamikler ışığında, yılın yeni bir rekorla tamamlanması kuvvetle bekleniyor” dedi.
Sıfır kilometredeki fiyat artışları ikinci eli canlandırdı!
İkinci el otomobil pazarında ise özellikle yaz aylarında başlayan satış artış trendinin yıl sonuna kadar devam edeceğini vurgulayan Hüsamettin Yalçın, şöyle devam etti: “İkinci el otomobil satışları temmuz ayından bu yana art arda büyürken, ekim ayında yüzde 51,54’lük dikkat çekici bir artışla 680 bin 849 adetlik satış rakamına ulaşıldı. Böylece yılın ilk 10 ayı itibarıyla pazardaki daralma yüzde 2,71’e kadar geriledi ve yıl sonunda bu farkın kapanarak 2023 yılı performansının aşılmasına kesin gözüyle bakılıyor. İkinci el pazarındaki bu hareketliliğin nedenleri arasında sıfır kilometre araç fiyatlarının sürekli artışı, kur riskine karşı tüketicilerin satın alma eğilimleri ve özellikle ticari faaliyet gösteren galeri ve diğer satıcı firmaların pazara olan etkisi öne çıkıyor. Tüketiciler, özellikle sıfır araç fiyatlarındaki artış nedeniyle ikinci ele yönelirken, artan arz ve rekabet de piyasayı canlandırıyor. 2024 yılı sonunda ikinci el otomobil pazarında da bir rekor gelebilir; toplam satışın 7 milyon adedin üzerine çıkarak yeni bir rekor seviyeye ulaşmasını bekleyebiliriz. Özellikle aralık ayında sıfır araç pazarındaki hareketliliğin etkisiyle ikinci elde de güçlü bir kapanış görebiliriz. Bu dinamiklerle birlikte, yıl boyunca pazarda devam eden artış trendi yıl sonuna kadar hız kesmeden sürecektir.”
Türkiye otomotiv pazarı yeni rekorlara hazırlanıyor!
Gerek sıfır kilometre gerekse ikinci el otomobil pazarında 2024 yılı sonunda güçlü bir kapanış beklediklerini söyleyen Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, “Ertelenmiş talep, yeni model lansmanları, filo alımlarındaki kısmi artış ve yıl sonu satış kampanyalarının etkisiyle bu başarıya ulaşılması muhtemel. Özellikle sıfır araç fiyatlarındaki artış, ikinci ele olan talebi de artırdı ve bu eğilimin aralık ayında da devam etmesiyle toplam satışın 7 milyon adedi aşarak yeni bir rekor kırması bekleniyor. Sonuç olarak, gerek sıfır kilometre gerekse ikinci el otomobil pazarında güçlü bir yıl sonu kapanışı/performansı öngörüyoruz. Kredi musluklarının kapalı olduğu, enflasyonun yüksek seyrettiği ve alım gücünün istenilen seviyede olmadığı bir yılda bu sonuçlara ulaşılması, otomotiv sektörünün dinamiklerinin ve adaptasyon kabiliyetinin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Bu dinamikler, Türkiye otomotiv sektörünün yıl boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen talep ve satış açısından büyüme trendini sürdürdüğünü ve yeni rekorlara hazırlandığını ortaya koyuyor. Bundan sonraki yıllarda da sıfır kilometre araç pazarının 1 milyon adetten, ikinci el pazarının ise 7 milyon adetten aşağı düşmesini beklemiyoruz” diye konuştu.
Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:
Şirketler, siber olaylardan kaynaklanan mali kayıpların artmasına karşı bilgi güvenliğine yaptıkları yatırımları artırmayı planlıyor. Bu eğilim, Kaspersky'nin son BT Güvenlik Ekonomisi raporunda yer aldı.
Kaspersky IT Security Economics, BT Güvenliği karar vericilerinin bütçelerindeki değişiklikleri, ihlalleri ve zorlukları ortaya koyan yıllık bir rapor olarak yayınladı. Rapor, çeşitli büyüklüklere ve sektörlere dahil olarak çalışan BT ve BT güvenliği profesyonelleriyle yapılan görüşmeleri temel alıyor. Anket, aralarında Türkiye'nin de yer aldığı Avrupa, Asya-Pasifik bölgesi, Orta Doğu, Afrika, Latin ve Kuzey Amerika'da bulunan 27 ülkede gerçekleştirildi.
Araştırmaya göre şirketler BT güvenlik bütçelerini %9'a kadar artırmayı planlıyor. Büyük işletmelerin ortalama siber güvenlik bütçeleri genel olarak BT için ayrılan 41,8 milyon dolar içinde 5,7 milyon dolara ulaşırken, KOBİ'ler 1,6 milyon dolarlık ortalama BT bütçesinden BT güvenliğine 200 bin dolar yatırım yaptı.
Artan yatırımın olası nedenleri arasında siber olaylardan kaynaklanan mali kayıpların analizi yer alıyor. Büyük işletmeler bu yıl ortalama 12 olay yaşadı ve bu olaylardan kurtulmak için 6,2 milyon dolar harcadı. Bu rakam genel olarak BT güvenliği için ayrılan bütçenin 1,1 katına denk geliyor. Sahip oldukları daha fazla kaynağa ve gelişmiş güvenlik altyapılarına rağmen, büyük kurumsal şirketlerin ölçeği ve karmaşıklığı onları maliyetli güvenlik ihlallerine karşı daha duyarlı hale getiriyor. Bu kuruluşlar genellikle olayları hızlı bir şekilde tespit etmek için daha donanımlı olsalar da tehditlere tam olarak yanıt vermek ve etkilerini azaltmak için gereken süre saatlerce uzayabiliyor. Bu da yaygın ve karmaşık BT ortamlarını yönetmenin zorluğunun altını çiziyor.
KOBİ'ler ise bu yıl ortalama 16 olay yaşarken, iyileştirme için 300 bin dolar harcadılar. Bu da genel BT güvenliği bütçelerinin 1,5 katına denk geliyor. KOBİ'ler bütçesel etki açısından en orantısız şekilde etkilenen grubu oluşturuypr. Genellikle sağlam siber güvenlik politikaları ve prosedürlerinden yoksunlar. Bu da onları genel buluttaki yanlış yapılandırmalar ve üst düzey izinleri içeren olaylara karşı savunmasız bırakıyor.
Raporda Türkiye'deki her büyüklükteki kuruluşun bir yıl içinde ortalama 13 vaka yaşadığını tespiti yer alıyor.
Kaspersky Kurumsal İş Uzmanlığı Merkezi Başkan Yardımcısı Veniamin Levtsov, şunları söylüyor: "Bu veriler, tüm pazar segmentlerinde siber güvenlik harcamalarının artmasına yönelik mevcut eğilimin devam ettiğini gösteriyor. Büyüme en az üç temel faktörden kaynaklanıyor. İlk olarak ve açık bir şekilde, siber güvenlik tehditlerinin karmaşıklığındaki sürekli artış, şirketleri saldırı izlerinin tespitini geliştirmek ve yanıtları otomatikleştirmek için daha gelişmiş çözümler benimsemeye zorluyor. İkinci olarak hükümetlerin dijital egemenlikle ilgili artan endişeleri, yeni düzenlemelerin ve düzenleyici gerekliliklerin ortaya çıkmasına ve sonuç olarak harcamaların artmasına neden oluyor. Siber güvenlik bütçelerinin ve maliyetlerinin büyümesini etkileyen üçüncü faktör ise çeşitli siber güvenlik alanlarındaki profesyonellerin maaş beklentilerindeki sürekli artıştan kaynaklanıyor."
Kaspersky, şirketlerin kendilerini siber tehditlere karşı korumaları için şunları öneriyor:
" Her büyüklükteki ve sektördeki şirketler için gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, gelişmiş araştırma ve müdahale özellikleri sağlayan Kaspersky Next ürün serisindeki gibi kapsamlı çözümler kullanın.
" Şirketiniz nitelikli bilgi güvenliği uzmanlarından yoksunsa Kaspersky Managed Detection and Response gibi yönetilen bir güvenlik hizmetini benimseyin. Bu hizmet size gerekli uzmanlığı sağlayacak ve mümkün olan en iyi, en gelişmiş otomatik güvenlik hizmetlerini sunacaktır. Her gün, gerçek zamanlı olarak, 7/24 toplanan kurumsal verilerin analizi sayesinde işletmeler sofistike siber saldırılara karşı korunabilir.
" Çalışanlarınızı eğitin. Kaspersky Otomatik Güvenlik Farkındalık Platformu'nda sağlanan özel eğitim kursları bu konuda yardımcı olabilir.
İşletmelerdeki BT güvenlik maliyetleri ve bütçeleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için interaktif BT Güvenlik Hesaplayıcısını ziyaret edin.
Brezilya, Şili, Çin, Mısır, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kazakistan, Suudi Arabistan, Malezya, Meksika, Pakistan, Filipinler, Rusya, Güney Afrika, Güney Kore, Singapur, İspanya, Tayland, Türkiye, Vietnam, BAE, İngiltere ve ABD'de yapılan anketlere dayanan IT Security Economics raporunun tamamını okumak için web sitesini ziyaret edin.
Siparişleriniz sadece "1 saat" içerisinde hesabınızda.
Siparişlerinizin gönderimi, aynı gün içerisinde yapılır.
256-bit şifreleme ve 3D Secure ile güvenli ödeme.
Ürünlerimizin tümü sertifikalı ve orijinaldir.